Öğrenci Çantası
İlköğretim Dersler
Belirli Gün Haftalar
Müzik -Video
Türkülerimiz
Oyun Oyna
Ailelerin Temel Gereksinimleri
.Değerli olma duygusu: Aile içindeki etkileşim çocukları ya “ben değerliyim” ya da “değersizim” duygusuna götürür. Bu gereksinim aile içinde yerine getirilmezse çocuk her türlü davranışla bu duyguyu elde etmeye çalışır. Ergenlik çağındaki erkek çocukların çete(gang) kurarak çoğu kez ölümle sonuçlanan çatışmaları da, kendilerini önemli görmeyen aile ortamlarına bir tepki olarak yorumlanır.”Ben değerliyim” duygusunu aile içinde elde eden birey kendisini kanıtlamak için aşırı davranışlarda bulunmaya gerek duymaz.
Güven ortamı: Aile içindeki bireylerin emniyette olduğu, dışarıdaki tehlikeli olayların aile içine girmeyeceği duygusu, bu gereksinmenin temel nedenidir. Eğer çocuk ev içinde kendisini güven içinde bulmuyorsa çocuk ailenin dışında bir yere yönelir. Aile ile olan bağlarını koparır.
Yakınlık ve dayanışma duygusu: Aile içinde temel güven ve dayanışma varsa aile dışında bireyin karşılaştığı stres getirici olumsuz olaylar yıkıcı etkisini pek göstermez. Güven duygusunun baskın olduğu aile dış dünyanın yaratmış olduğu sıkıntı ve kaygılarından kendisini kurtarır. Bu tür aile içinde olan kimseler kendilerine olduğu gibi çevresine de güvenirler. Eğer aile içinde güven ve dayanışma sağlanmamışsa bu insanlar yoğun stres ve gerginlik yaşarlar. Bu kişiler kendilerine dahi güvenemezler. Dolayısıyla çevresinde yakın ilişkiler kuramazlar.
Sorumluluk duygusu: Aile sistemi içindeki anne ve babalar davranış ve sözleri ile sorumluluk duygusunu ifade ederler. Aile içinde sadece anne baba değil herkes sorumluluk duygusunu paylaşır. Elbette ki çocuklara yaşları oranında sorumluluk yüklenmelidir. Tüm sorumluluğu kendi üzerine alan, çocuğunu sorumluluktan kurtaran anne ve babalar kendi yaşamını biçimlendirmekten aciz sürekli başkalarının yönetiminde olmaya yönelik bireyler yetiştirirler Bu tür tutumlar sonucunda yetişmiş bireyler yaşamlarında yer alan olaylardan sürekli başkalarını sorumlu tutarlar. Gelişimsel dönemi göz önüne alınarak çocuğun odasını toparlaması, ev işlerine yardım etmesi gibi konularda sorumluluğu sağlanabilir. Bunu yaparken kız ve erkek işleri kesin çizgilerle ayrılmamalıdır.
Zorluklarla mücadele ederek onların üstesinden gelmeyi öğrenme: Çocuğa her şey hazır verilmemelidir. Sorumluluk duygusunun gelişimi ile ilgili anlatılanlar zorluklarla mücadele etme ile ilgilidir. Çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel dönem göz önünde bulundurularak çocuk kendi sorunları ile başbaşa bırakılmalıdır. Bu durum onların zor sorunları ile mücadele ederek, uğraşmasına olanak vermek, kendisine güvenli sorun çözme becerileri gelişmiş bireyler olarak yetişmeleri için gereklidir. Karşılaştığı her zorluğa aşırı yardım eden ana babaların çocukları sürekli başkalarına muhtaç, kendilerine güvensiz olur. Böyle kişiler yetenek becerilerini keşfedemezler.
Mutluluk ve kendisini gerçekleştirme ortamı: Aile ortamı bir mutluluk ortamıdır. Şimdiye kadar anlatılan gereksinimlerin karşılanması mutlu olmayı getirir. Evde değerli olduğu duygusunu tadan birey mutlu olur ve yaptığı şeylerden doyum alır, kendini gerçekleştirme olanağı bulur.
Sağlıklı manevi yaşamın temellerini oluşturma ortamı: Katı din kuralları altında yetiştirilmiş çocuk sürekli yargılanacağı, cezalandırılacağı korkusunu yaşar. Kendi yaşantı ve deneyimlerini zenginleştirecek iç ve dış dünyasını araştırıp keşfedeceği yerine körü körüne itaati, kendi düşünce ve duygularından utanmayı öğrenir. Sağlıklı manevi yaşam ailenin çocuğuna verebileceği en önemli süreçtir. Sağlıklı bir manevi temeli olan insanlar kendisi ile barışık, insan ilişkileri olumlu ve kuvvetli saygılı bireyler olarak yetişirler.
KORUNMASI GEREKEN BEŞ TEMEL ÖZGÜRLÜK
1.Şimdi ve burada olanı duyma ve görme (algılama) özgürlüğü
2.Kendi düşündüğünü olduğu gibi ifade edebilme özgürlüğü
3.Kendi duygularını olduğu gibi ifade edebilme özgürlüğü
4.Kendi arzularına göre bir şeyi isteme ya da reddetme özgürlüğü
5.Olmak istediği yönde gelişerek kendi özünü gerçekleştirme özgürlüğü
Tanrım bana
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için
SÜKÛNET
Değiştirebileceklerimi değiştirmek için
CESARET
İkisini birbirinden ayırabilmek için de
AKIL VER
AİLE İÇİ İLETİŞİM
Etkili iletişimin temelinde bireyin kendisini tanıması, kendi değerlerinin ve tutumlarının farkında olması ve kendine güven yatar. İyi bir iletişimci ipuçlarını anında görür (jestler, mimikler, beden duruşu) ve onları gerçekçi olarak değerlendirir.
İLETİŞİM ENGELLERİ
1.Emir vermek, Yönlendirmek: Bu iletiler kişinin duygularının önemsiz olduğu mesajını verir. Kişi diğer kişinin istediğini yapma zorunluluğunu hisseder.
2.Uyarmak, Gözdağı vermek: Bu iletiler de emir verme ve yönlendirmeye benzer; ancak kişinin vereceği yanıtın karşılığı olacak tümceleri de içerir. Kişinin isteklerine saygı duyulmadığı mesajını verir. Bu durum kişide öfke ve düşmanlık yaratır.
3.Ahlak dersi vermek: Bu tür ilişkilerde otoritenin ve zorunlulukların gücü kişiye karşı kullanılır. “yapmalısın, etmelisin” mesajlarını iletir ve bireyi karşı koymaya zorlar.
4.Öğüt vermek ve çözüm önerileri getirmek: Kişinin sorunlarını kendi kendisine çözeceği yeteneğinin olmadığına inanıldığını gösterir.
5.Öğretme, nutuk çekme, mantıklı düşünceler önerme: Bu durum aile içinde o anda herhangi bir sorun yokken çocuklar tarafından kabul edilebiliyor; ancak, sorun anında bu durum kabul edilmiyor ve daha fazla çatışmalara neden oluyor. Mantıklı düşünceler önerme çocuğun mantıksız ve bilgisiz olduğuna dair mesaj iletir.
6.Yargılamak, eleştirmek, suçlamak,aynı düşüncede olmamak: Bu iletiler çocuk üzerinde diğerlerinden daha fazla olumsuz etki yapar. Bu değerlendirmeler çocuğun benlik saygısını düşürür. Çocuklar hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler çocuğun kendisini değersiz, yetersiz görmesine neden olur.
7.Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirmeler yapmak: Genel inanç olarak bu durumun çocuğa zarar vereceği hiç düşünülmez. Çocuğun öz imgesine uymayan değerlendirmelerin yapılması çocukta kızgınlık yaratır. Çocuklar bu iletileri anne babanın kendilerini yönlendirme ve isteğini yaptırma girişimi için kurnazlık olarak yorumlarlar. “Siz böyle söyleyince sanki ben daha çok mu çalışacağım?” gibi düşünürler. Övgü ise başkalarının yanında yapılıyorsa çocuğu utandırır. Aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim duymaya başlar.
8.Ad takmak, alay etmek: Çocuğun benlik saygısı üzerinde olumsuz etki yapar.
9.Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak: Bu durum çocuğun konuşmasını, kendi duygularını ifade etmesini engeller.
10.Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak: Anne babalar çocuklarının duygularını tam olarak anlamadıklarında ortaya çıkar. Böyle bir durumda sorun hiç yokmuş gibi algılanıp avutma eğilimine gidilir.” Üzülme yarın her şey düzelecek, kendini daha iyi hissedeceksin” gibi mesajların verilmesi çocuğun önemsenmediği hissini verir.
11.Soru sormak, sınamak, sorgulamak: Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında bu durum onda güvensizlik, kuşku oluşturur.
12.Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak, konuyu saptırmak: Böyle iletiler yüzünden çocuk anne babasının onunla ilgilenmediğini, duygularına saygı göstermediğini belki de onu dışladığını, dikkâte almadığını düşünür. Çocuklar sorunlarını dile getirdiklerinde çok ciddidir. Şaka ve espriyle karşılık vermek onları incitebilir ve itilmişlik kenara atılmışlık duygusunu verir.
ANA BABALAR ON İKİ İLETİŞİM ENGELİNİ KULLANINCA...
İLETİŞİM ENGELİ: “Benim oğlum okulu bırakamaz. Buna izin vermem.”
EMİR VERME - YÖNLENDİRME: “Okulu bırakırsan benden para mara bekleme.”
UYARMAªGÖZDAĞI
VERME: “Okumak herkese nasip olmayan ödüllendirici bir
deneyimdir.”
AHLAK DERSİ VERME
§“Ödevini
yapmak için neden bir program yapmıyorsun?”
ÖĞÜT VERMEªÇÖZÜM
GETİRME
§“Üniversite
mezunu lise mezunundan yüzde elli fazla kazanır.”
NUTUK ÇEKMEªÖĞRETME
§“Uzak
görüşlü değilsin. Düşüncelerin henüz yeterince olgunlaşmamış.”
YARGILAMAªELEŞTİRMEªSUÇLAMA
§
“Her zaman gelecek için umut veren iyi bir öğrenci oldun.”
ÖVME
§“Hippi
gibi konuşuyorsun.”
AD TAKMAªALAY
ETME
§“Çaba
göstermediğin için okuldan hoşlanmıyorsun.”
YORUMLAMAªANALİZ
ETME
§“Duygularını
anlıyorum, ama son sınıfta daha iyi olacak.”
GÜVEN VERMEªDUYGULARINI
PAYLAŞMA
§“Eğitimsiz
ne yapacaksın? Nasıl geçineceksin?”
SINAMAªSORU
SORMAªSORGULAMA
§“Yemekte
sorun istemiyorum.”
KONUYU SAPTIRMA
Bu alıştırma çocukta sorun
olduğunda ana babanın tipik tavrının iletişim engelli sözler söylemek olduğunu
göstermiştir. Ana babalar bu tür yanıtlar kullanınca aralarındaki iletişim
aşağıdaki gibi gösterilir.
-------------------
Bu tür yanıtlar çocuktan
gelecek bir sonraki iletişimi engeller; ana-baba çocuk ilişkisi gibi çocuğun
benlik saygısını da olumsuz engeller. Çocuklar üzerinde aşağıdaki olumsuz
sonuçları oluşturma tehlikesi taşır:
•Konuşmalarını engeller
•Savunmaya
geçirir
•Kavgacı yapar,
karşı saldırıya yöneltir
•Yetersiz
olduklarını hissettirir
•Kızdırır,
küstürür
•Oldukları gibi
kabul edilemedikleri duygusunu uyandırır
•Sorunlarını
çözmede kendilerine güvenilmediğini hissettirir
•Anlaşılmadıklarını hissettirir
•Duygularının
yersiz olduğunu hissettirir
•Kızdırır,
yılgınlığa uğratır
•Sorgulanıyor
duygusunu yaratır
•Anne ve
babasının kendisiyle ilgilenmediği duygusunu uyandırır.
AİLE KURALLARI
Her aile gerek
açık gerekse kapalı olarak kurallarını belirlemiştir. Sağlıklı ailede kurallar
gizli değil açık olarak belirlenmiştir. Aile içindeki bireyler birbirlerinin iyi
tanırlar, duygular karşılıklı olarak hissedilir. Evde eşitlik söz konusudur.
Mutlaka ki zaman zaman her
evde küçük de olsa çatışmalar yaşanır. Hiç çatışma yaşanmayan bir evde büyük
olasılıkla maskeler takılıdır. Yani sosyal maskeler iletişimde bulunuyordur.
Çatışma uzun
süreli ilişki içinde olan kişiler arasında doğal olarak ortaya çıkar. Önemli
olan çatışmanın çıkmasını önlemek değil, çatışma çıktığı zaman kişilerin
birbirleriyle nasıl etkileşim kuracağının bilinmesidir. Aralarında çıkan
çatışmayı birbirlerini kırmadan çözebilme becerisini gösteren çiftler sağlıklı
bir aile kurar.
SAĞLIKLI BİR AİLEDE
SORUNLARI ÇÖZMEK İÇİN
KULLANILAN YÖNTEMLER:
•Duygu ve düşünceler olduğu
gibi, abartılmadan ortaya konulmalıdır (Bu tutuma kendine güvenli ve kendine
saygılı tutum diyoruz. Bu tutum içinde olan kişiler hem kendilerine hem de
başkalarına saygı gösterirler.)
•Sorunlar şimdiki
bağlam içinde ele alınmalı ve eski birikimler işin içine sokulmamalıdır
•Kesinlikle öğüt
verme kullanılmamalı, davranışlar somut bir biçimde ayrıntılı olarak ele
alınmalıdır.
•Yargılamaya
gidilmemeli, kişiler kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebilmelidirler.
•Duygu ve
düşünceler, ne az ne eksik, olduğu gibi olduğu gibi ifade edilmelidir;
karşısındakinin ne beklediğine ya da en mükemmel olması gerektiğine göre
ifadeler aranmamalıdır.
•Konunun özü ile
konuya ilişkin olmayan ayrıntılar birbirinden ayırd edilmelidir. Örneğin siz
çocuğunuza “iki saat geciktin” dediğinizde, çocuğunuz size: “hayır bir saat kırk
beş dakika geciktim” dememelidir.
•Sorun çözmede etkin dinleme
kullanılmalıdır. (daha sonraki bölümde ayrıntılı olarak anlatılacak)
•Belirli bir
zaman konusu içinde ancak bir çatışma üzerinde durulmalı, başka çatışma konuları
çatışmaya katılmamalı.
Örneğin: “hem geç kalıyorsun
hem de bana yardım etmiyorsun”diyerek iki konuyu birden ortaya atmamak gerekir.
•Birinin haklı
çıkması yerine her iki tarafın da anlaşabileceği bir çözüme yönelmek gerekir.
“ben haklıyım, sen yanlış hareket ediyorsun” tarzında davranmamak gerekir.
Sağlıksız ailede gizli
kurallar:
Sağlıksız ailede kurallar
bilinçaltındadır. Gizli ve açığa çıkmamıştır. Bu kuralları kimse tartışamaz.
İşte sağlıksız ailede geçerli olan kurallar şunlardır:
1.Denetleme:
çocuk duygu ve düşüncelerini ifade ederken hep korku içindedir. Ya da
duygularını ifade edemez, bastırır. Söyleyeceklerini hep önceden kestirmek
zorundadır. Kendiliğinden ortaya çıkan davranış kötüdür, affedilmez. Bu tür
ailelerde sağlıklı bir güven ortamı söz konusu değildir.
2.Mükemmeliyetçilik:
Yapılan her işte, girilen her sınavda kişinin mükemmel olması beklenir. Her şey
göstermeliktir, başkasının beğenmesi için yapılır. Mükemmeliyetçilik kişinin
kendi gerçeğinin hiçbir değeri olmadığını kendi düşünüş ve değerlendirilişinin
önemsiz olduğunu ifade eder. Bu ortamda yetişen çocuğun temel duygusu
umutsuzluktur. Kendilerini değersiz, yetersiz bulurlar.
3.Suçlama:
Suçlama olayları olduğu gibi kabul etmemenin bir sonucudur. Yapılan suçlamalar
her şeyin denetim altında tutulması gerektiği ve yapılan her şeyin mükemmel
olmasının zorunlu olması gerektiğini ortaya çıkarır. Bu durum ise kişide kaygı
ve utanç duygularını yaratır.
4.Beş temel özgürlüğün
inkârı: Sağlıksız
ailede kişilerin doğal olarak geliştirdikleri algılama, duygu, düşünce,
davranış, arzu ve amaçları inkâr edilir. “içinden geldiği gibi değil;
mükemmeliyetçi kurala uyarak, başkalarının senden beklediği biçimde algıla,
duygulan, düşün,davran, arzu et, ve amaç edin.” Bu durum kişini kendi gerçeğini
inkâr etmesine neden olur. Böylece kişi tamamen dışa bağımlı, kendi iç
dünyasıyla ilişkisi kopuk, robot gibi yaşar. Böyle bir kişinin mutlu olması da
söz konusu olmaz.
5.Konuşmanın yasak olması:
Sağlıksız bir ailede özellikle çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmesine
olanak verilmez. Bu duru çocuklarda değersizlik duygularına neden olur.
6.Küskünlük ve kırgınlıkların
sürdürülmesi: Aile
içindeki kırgınlık ve küskünlüklerin sürdürülmesi, kişilerin birbirlerini
anlamasını ve sorunun çözülmesini engeller.
7.Kimseye güvenmeme:
Sağlıksız bir ailede kimse kimseye güvenmez. Aslında güven var gibi görünse de
temelde güvensizlik vardır. Sağlıksız ailede yetişen kişi kimseden saygı ve
gerçek sevgi görmediği için kimsenin kendisine yardım edemeyeceğine inanır.
Yardım etmek isteyenlerin “mutlaka art düşüncesi vardır, çıkarı vardır” diye
düşünür.
Sağlıksız ailede yetişen
kişilerin kendilerine güveni olmaz. Bu kişiler mutlaka dıştan denetimli bireyler
olurlar.
Edilgin dinleme (sessizlik):
karşısındakinin konuşmasına olanak verme. Edilgin dinleme kişiye:
•Duygularını duymak istiyorum
•Duygularını kabul ediyorum
•Benimle paylaşmak istediğin
konuda vereceğin karara güveniyorum
•Bu senin sorunun sorumlu
sensin gibi güçlü mesajları verir.
Kabul ettiğini gösteren
tepkiler:
Sessizlik iletişimi engellemesine karşın çocuğa kabul edilmediği izlenimini
verir. Ona gerçekten tüm dikkâtimizi verdiğimizi göstermeliyiz.
§Bunu
yapmak içinse karşımızdakine sözlü ve sözsüz mesajlar iletmeliyiz.
§Hı
hı, evet, seni anlıyorum.....gibi sözlü mesajlarla;
§baş
sallama, jestler ve mimiklerle, beden duruşu gibi sözsüz mesajlarla
karşımızdakine onu dinliyor hissini vermemiz gerekir.
Konuşmaya açık davet:
Çocuklar sorun ve duygularını dile getirmekte güçlük çekerler. Konuşmak için
yüreklendirilmek isterler. Şu örnek cümlelerle konuşmaya davet sağlanabilir:
•O konuda konuşmak ister
misin?
•Bu olay karşısında neler
hissettin?
•Bana örnek verir misin?
•Bu konuda neler
düşünüyorsun?
ETKİN DİNLEME:
Etkin dinlemede kişinin
söylediklerinin gerçek anlamlarının kavranması gerekir. Etkin dinleme çocukların
duygu boşalımına yardım eder. Çocukların duygularını keşfetmelerine yardımcı
olur. Etkin dinleme çocukların olumsuz duygulardan korkmamalarına yardım eder,
ana-baba-çocuk arasında sıcak bir dostluk geliştirir. Duyulduğunu ve
anlaşıldığını bilmek öylesine hoş bir duygudur ki, konuşan dinleyene karşı bir
yakınlık duyar. Çocuklar sevgiye tepki verirler. Kişi empati kurup doğru olarak
dinleyince karşısındakini anlar. Bir anlamda kişi kendisini karşısındaki kişinin
yerine koyar. Empati kurmayı öğrenen anne ve babalar çocuklarına daha fazla
anlayış göstermiştir.
Etkin dinleme için:
•Çocuğun söylediğini duymak
istemelisiniz. Bu onun için zaman ayırmak anlamına gelir. Zamanınız yoksa bunu
çocuğunuza söylemelisiniz.
•O andaki soruna
yardımcı olmayı gerçekten istemelisiniz. İstemezseniz isteyinceye kadar
bekleyin.
•Duyguları ne
olursa olsun, sizin duygularınızdan ne denli farklı olursa olsun onun
duygularını gerçekten kabul etmelisiniz.
•Çocuğun
duygularını tanıdığına, onlarla baş edebileceğine ve sorunlarına çözüm bulma
yeteneğine tam olarak güvenmelisiniz. Bu güveni çocuğunuz sorunları kendi başına
çözdüğünü gördükçe kazanacaksınız.
•Duyguların
sürekli değil, geçici olduğunu anlamalısınız. Duygular geçicidir.
•Çocuğunuzu diğerlerinden
farklı ayrı bir birey olarak algılamalısınız. Bu “ayrılık” çocuğun kendi
duygularının olmasına, nesneleri kendisine göre algılamasına “izin” vermenize
destek olur. “Ayrılık” ı, yalnızca hissetseniz bile çocuğa yardımcı
olabilirsiniz. Çocuğun sorunları olduğunda onun yanında olmalı ancak
karışmamalısınız.
Etkin dinlemenin en uygun
zamanı çocuğun sorunu olduğunu gösterdiği andır. Ana-babalar çocuklarının
duygularını dile getireceklerini duyacakları işin çoğunlukla bu anı kolaylıkla
yakalayacaklardır.
Tüm çocukların öğretmenleri,
arkadaşları, ana- babalarıyla, kardeşleri hatta kendileri ile ilgili problemleri
olabilir. Bu sorunlar onların stres yaşamalarına neden olabilir. Bu tür
sorunların çözümü için yardım alan çocuklar daha kendine güvenli ve daha güçlü
olurlar. Yardım almayanlarsa duygusal açıdan sorunlar yaşarlar.
Etkin dinlemenin
uygun zamanını bilmek için ana-babaların “bir sorunum var” türünden tümceleri
duymaya açık olmaları, ancak önce çok önemli olan “SORUN KİMİN?”ilkesini
bilmelidirler.
Ana-baba-çocuk ilişkisinde
aşağıdaki gibi üç durum vardır:
1.Çocuğun herhangi bir
gereksinimi engellenmişse sorunu var demektir. Çocuğun o anki davranışı
anne-babanın gereksinimini karşılamasına somut bir biçimde engel yaratmadığı
için sorun ana-babanın değil, SORUN ÇOCUĞUNDUR.
2.Çocuğun gereksinimleri
engellenmeyip karşılanmakta ve davranışı anne-babasının gereksinimini
karşılamada somut bir engel de yaratmamaktadır. Bu nedenle İLİŞKİDE SORUN YOKTUR
3.Çocuğun
gereksinimleri karşılanmakta ancak davranışı anne-babasının gereksiniminin
karşılanmasını somut bir biçimde engellemektedir. Şimdi SORUN ANNE-BABADADIR.
Çocuğun sorunu olduğu zaman
anne-babanın ETKİN DİNLEMESİ için en uygun zamandır. Ancak sorun anne babadayken
uygun değildir. Çocuk sorun yaşıyorsa etkin dinleme ile onun kendi sorunlarına
çözüm bulmasına yardım edebilirsiniz.
Etkin dinlemenin aşırı
kullanılması ya da uygun zamanda ve durumda kullanılmaması işlerlik sağlamaz. Bu
nedenle daha öncede belirtildiği gibi zamanlamanın ve koşulların sağlanması
gerekir.
“Çocuk insanın
babasıdır” W. Wordsworth
BEN DİLİ:
Genellikle anne ve babalar
iletişimde “sen dili”ni kullanıyorlar sen iletileri duygu ifade etmez .
genellikle emir verme yargılama, öğüt verme gibi iletişim engellerini içerir.
Örneğin:
•Konuşma artık
•Yapmamalısın
•Dersine çalışmazsan
•Yaramazlık yapıyorsun
•Bebek gibisin
•Dikkât çekmek istiyorsun
•Daha iyi öğrenmelisin......
Ana-baba çocuğun davranışını
kabul etmediği zaman o davranış nedeniyle ne hissettiğini çocuğa söylerse ileti
“SEN İLETİSİ”nden “BEN İLETİSİ” ne dönüşür. Yani ben dilinde duygular konuşur.
•Yorgun olduğum zaman canım
oyun oynamak istemiyor
•Eğer bugün çok yaramazlık
yaparsan ben çok üzülürüm
•Akşam yemeğini zamanında
yetiştiremeyeceğim diye endişeleniyorum
Gerçekten de çocuktan
beklediğimiz davranışların oluşmasında “ben dili”nin ne kadar etkili ve doğru
bir iletişim aracı olduğunu göreceksiniz.
Ben dili çocuğun ana
babasının kabul edemediği davranışını değiştirmesinde daha etkili olduğu gibi
çocuk- ana baba ilişkisi için de daha sağlıklıdır. Ben dili çocuğu direnmeye,
isyan etmeye yöneltmez.
Örneğin dışarı çıkmak için
direnen bir çocuğa:
“Hayır, hemen odana git,
sokağa çıkamazsın” demek mi doğrudur; yoksa “hava karardığı için sokağa çıkman
beni endişelendiriyor. Bu yüzden gitmeni istemiyorum ama, yarın erken saatte
arkadaşlarınla birlikte olmana izin verebilirim.” demek mi doğrudur? Tabii ki
ilk cümle sen iletilerini içerdiği için çocukta bir direnme ya da isyana yol
açacaktır. Ancak ikinci cümlede duyguların ifadesi söz konusu olduğu için ben
dilini kullanmak daha etkilidir. Çünkü ben dili davranışı değiştirme
sorumluluğunu çocuğa devreder.
Kızgınlık ve öfke
duygusu, farkında olunan ya da olunmayan çatışmalardan kaynaklanır. Sadece kısa
süreli duygusal gerginlikleri değil uzun süreli çatışmaları çözmek de, yaşamın
önemli bir parçasını oluşturur.
Çatışma değişik
nedenlerden kaynaklanabiliyor çatışmaların çözümüne iki temel tutum içinde
yaklaşılabilir.
1.Ben kazanacağım, o
kaybedecek. (KAZAN / KAYBET)
2.Her ikimizin de sonuçtan
memnun olması gerekir. (KAZAN / KAZAN ya da KAYBEDEN YOK ) yaklaşımları.
Kazan / Kaybet Yaklaşımı:
İki kişiden biri
varılan sonuçtan hoşnut kalmaz. Bu tutumda en güçlü olan, hileli davranan
kazanır. Bu yöntem beraberinde karşılıklı ilişkilerde güvensizliği getirir.
Karşısındakini kaybetme pahasına tartışma taraflardan birince kazanılır.
Kaybeden Yok
Yaklaşımı:
Bir çatışma
konusu ortaya çıktığı zaman, taraflardan her biri sadece kendi isteğinin
yapılmasına olanak verecek bir çözümde ısrar edecek yerde, her ikisi de yaratıcı
bir biçimde iki tarafı birden tatmin edecek bir çözüm yolu bulmaya çalışırlar.
Çatışmayı çözebilecek değişik yollar düzenli bir biçimde gözden geçirilerek bu
gerçekleştirilebilir.
Sorun çözebilmek için
kullanılabilecek aşamalar:
1.Birinci aşama:
ÇATIŞMAYI TANIYIN:
Sizce sorun nedir? Bu konuda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Burada “BEN DİLİ”
kullanmayı ve her ikinizi de memnun edecek bir çözüme ulaşma tutumu içinde
olduğunuzu belirtmeyi ihmal etmeyin.
2.İkinci aşama:
BİR ÇOK ÇÖZÜM YOLU ORTAYA
KOYUN: beş yada on
dakika gibi belirli bir zaman süresi içinde aklınıza gelen çözümleri. İyi ya da
kötü, mümkün ya da değil gibi süzgeçlerden geçirmeden olduğu gibi ortaya koyun.
Bu aşamada amaç sorunla ilgili olabildiği kadar çok sayıda çözüm yolunu bir
liste halinde ifade edebilecek duruma gelmenizdir.
3.Üçüncü aşama:
ÇÖZÜM YOLLARINI
DEĞERLENDİRİN: Bu
aşamada her çözüm yolunu değerlendirerek, bu çözüm yollarının her birinizi
tatmin ettiğini tartışacaksınız. Bu evrede kişilerin dürüstçe düşüncelerini
ifade etmeleri önemlidir. Bir çözüm tarzını istemediği halde karşısındaki memnun
olsun diye kabul etmek, iki kişinin arasındaki ilişkinin sağlığı bakımından
sakıncalıdır.
4.Dördüncü aşama:
EN İYİ ÇÖZÜMDE ANLAŞIN:
Şu ana dek bütün seçenekleri gözden geçirmiş bulunuyorsunuz. Şimdi her ikinizi
de en çok tatmin edecek kararı verme durumudur bu karara ulaştıktan sonra
çözümün ne anlama geldiği bir kez daha her iki kişi tarafından ifade edilir.
5.Beşinci aşama:
ÇÖZÜMÜ UYGULAMAYA KOYUN:
Bu evrede çözümün ayrıntılarını konuşmaya başlarsınız. Burada ayrıntılardan
kastedilen, çözüm uygulamaya konduğunda her iki tarafça ne gibi uyarlamalar ve
ayarlamalar yapılması gerektiğinin konuşulmasıdır. Çözüm bir planlamayı
gerektiriyorsa hemen planlamaya başlayın. Burada üzerinde durulması gereken
nokta çözümün uygulanmaya geçebilmesi için gerekli işlemlerin her iki kişi
tarafından anlaşılmış olmasıdır.
6.Altıncı aşama:
ÇÖZÜMÜ GÖZDEN GEÇİRME:
Bir çözümün gerçekten uygulanabilir ve uygulanamaz olduğunu denemeden anlamak
zordur. Çözümü bir süre uyguladıktan sonra gözden geçirmek üzere bir araya
gelmekte büyük fayda var. Bu durumdan sonra çözüm tarzında bazı değişiklikler
önerilebilir. Hatta öyle bir durum olabilir ki çözümü her iki taraf tatmin edici
bulmayıp yeniden gözden geçirmek gereği duyulabilir.
Önemli olan sorunun altında
ezilmek yerine her iki tarafı da hoşnut edecek bir çözüme ulaşıncaya kadar
yaratıcı bir biçimde sorunla uğraşmak yapıcı çözüm önerileri getirmektir. Zaten
anlatılan tüm bu bilgiler yerine geldiğinde ilişkiler daha yapıcı olacak ve
karşılıklı olarak birbirini anlama söz konusu olacaktır.
§ACAR, Nilüfer Voltan Terapötik İletişim
§AKBOY, Rengin Eğitim Psikolojisi
§ATTAR, Handan Çocuk Suçluluğu ve Eğitimi
§BAŞARAN, İbrahim Ethem Görüşme İlke ve Teknikleri
§CÜCELOĞLU, Doğan İçimizdeki Çocuk
§CÜCELOĞLU, Doğan Yeniden İnsan İnsana
§DÖKMEN, Üstün İletişim Çatışmaları ve Empati
§EKŞİ, Aysel Çocuk Genç Ana Babalar
§GANDER, J. Mary Çocuk ve Ergen Gelişimi
§GORDON, Thomas E. A. E Aile iletişim Dili
§GORDON, Thomas E. A. E Uygulamalar
§YAVUZER, Haluk Çocuk Psikolojisi
§YAVUZER, Haluk Çocuk ve Suç
§YÖRÜKOĞLU, Atalay Çocuk Ruh Sağlığı
§YÖRÜKOĞLU, Atalay Gençlik Çağı
§YÖRÜKOĞLU, Atalay Değişen Toplumda Aile ve Çocuk
§D.E.Ü Eğitim Bilimleri Bölüm Gelişim Psikolojisi Ders
Notları
§D.E.Ü Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Psikolojisi Ders
Notları
§D.E.Ü Eğitim Bilimleri Bölümü İnsan İlişkileri Ders
Notları bu konu ile ilişkili tüm makalelerin konu başlıklarını okumak için tıklayınız.....>
“Temelinde sevgi olan hiçbir eğitim başarısızlığa uğramaz”
Pestallozi
DİNLEME BECERİLERİ
SORUN ÇÖZME BECERİSİ
KAYNAKÇA
İlişkili diğer dökümanlar:
Powered By relatedArticle
Öğretmenin Sınıf Yönetimi
Verimli Çalışma Teknikleri
- Uzmanlardan Verimli Ders Çalışma Teknikleri
- Etkili Anlatım - Etkili Yazabilme nasıl olmalı
- Etkilini Öğrenmeyi Öğrenmek
- Bilimsel Proje nasıl hazırlanır?
- Beyin Fırtınası (Etkin Ekip Çalışması)
- Güçlü irade; istek ve azimle desteklendiği zaman disiplinli bir çalışma programı ortaya çıkar.
- Başarı; çizilen hedefe inanarak çalışmaktan geçer