Öğretmenlerde Bulunması Gereken Temel Öğretim Becerileri
Öğretmenlerde Bulunması Gereken Temel Öğretim Becerileri
Bireylerde
bulunması gereken temel beceriler okuma, yazma, matematik vb dir. Ancak
"Öğretmenlerin sahip olması gereken temel beceriler neler olmalı?" diye
düşünüldüğünde farklı beceriler ortaya çıkmaktadır ki, bunlar öğretim
becerileridir.
Bu beceriler branşı her ne olursa olsun bir öğretmende bulunması gereken minimum
temel öğretim becerileridir. Öğretim sürecinde sınıf içi öğretim ortamında ve
dolayısıyla bu ortamın sağlanmasında öğretmenin üstlendiği rol gereği,
öğretmenin öğreteceği konuyla ilgili yeterli alan bilgisine sahip olması
yanında, belirlenmiş olan program amaçlarını dikkate alma, öğretimi planlama,
öğrenciyi tanıyabilme, öğrencinin öğrenme problemlerini belirleme, öğrenciye
daha kolay nasıl öğrenebileceği konusunda destek sağlama, pekiştireç, motivasyon
ve güdü sağlama, yetenekleri değerlendirme, zeka türlerini/ öğrenme stillerini
belirleme, tekrar öğretim gibi etkili öğretim yönetimi sağlamaya yönelik pek çok
becerilere sahip olması gerekmektedir. Bu beceriler öğrenciyi öğrenmeye
yönlendiren veya yönlendirmeye yetecek minimum becerilerdir. Aşağıda bu temel
beceriler tanımlanmaktadır.
1. Tutumlar: Aslında tutum beceri
değildir. Ancak amaç başarılı öğretim yönetimi için gerekli noktaları belirlemek
olduğundan, tutumların özel önemini burada vurgulamak gerekmektedir. Öğretmenler
öncelikli olarak pozitif ön davranışlı, tüm öğrencilerin öğrenebileceğine inanan
ve öğrencilerin tüm potansiyel yeteneklerinin sonuna kadar yönlendirilmesi
gerektiğim düşünerek işe başladıklarında mutlaka daha başarılı olacaklardır. Bu
olumlu tutumlarla işe başlayan öğretmenlerin pek çok belirgin davranışları
vardır. Good ve Brophy (1986) öğrenciyi motive eden olumlu temel öğretmen
davranışlarım şu şekilde sıralamaktadır:
• Samimi ve duyarlı,
• Yüksek beklentiye sahip,
• İstekli ve enerjik,
• İşini seven ve
• Model olan.
Bu özellikler öğrencinin derse olan motivasyonu yanında başarısını da olumlu
yönde etkilemektedir.
2. Organizasyon: Organizasyon öğretmenin
öğretim sürecinde yer alan tüm faktörleri düzenlemesi anlamında
kullanılmaktadır, iyi organizasyon öğretmenin öğretim zamanım, enerjisin!,
araç-gereçleri vb. en verimli biçimde kullanmasına yardımcı olmaktadır. Yapılan
çalışmalar; iyi organizasyon yapan öğretmenlerin öğrencilerinin, iyi
organizasyon yapmayan öğretmenlerin öğrencilerine göre daha başarılı olduklarım,
daha kolay öğrendiklerin! ve daha rahat bir öğrenme ortamı bulduklarım ortaya
çıkarmıştır.
Öğretimde yönetimsel ve kavramsal olmak üzere iki tip organizasyon vardır.
Yönetimsel organizasyon, öğretim zamanım arttıran ve sınıf içi karışıklığı en
aza indiren öğretmen davranışlarının tümünü içerir. Öğrencinin davranış
problemleri önlendiğinde öğrenmeyi arttıran organizasyon ve sınıf yönetimi daha
kolay olmaktadır. Yönetimsel organizasyon becerileri öğretmenin zamanı iyi
kullanmasında ve enerjisin! etkili öğretime kanalize etmesinde önemlidir.
Yönetimsel organizasyonu iyi yapan öğretmenin özellikleri şunlardır:
• Derse (çalışmalara) tam vaktinde başlama,
• Materyalleri önceden hazırlama,
• İş programı hazırlama,
• öğretimi olumsuz etkileyen tüm faktörleri en aza indirme ve
• Karışıklıkları en aza indirme.
Kavramsal organizasyon ise; fikirlerin öğrenciye açık, anlaşılır ve mantıksal
bir düzende sunulmasın! ifade etmektedir. Açık, anlaşılır ve mantıksal olarak
organize edilmiş biçimde sunulan bilgilerin uzun süreli belleğe kodlanması kolay
olduğundan öğrencilerin daha kalıcı öğrenmeler gerçekleştirmeleri sağlanmış
olur. Kavramsal organizasyonu iyi yapan öğretmenin özellikleri şunlardır:
• Konular arası geçişi yumuşak ve belirgin yapma,
• Tüm faaliyetleri bir düzen içinde sunma,
• Öğrenci dikkatin! çekmekte etkili yöntemler kullanma.
3. İletişim: Genel olarak bireyler
arasında anlamları ortak kılma işlemi olarak tanımlayabileceğimiz iletişim
süreci, kimin, neyi, kime, nasıl ve ne ile söylediğini ifade etmektedir, öğrenci
ve öğretmen arasında sağlanan etkili iletişim etkili öğretimi- öğrenmeyi
sağlamaktadır, öğretimde etkili iletişimi sağlamak için öğretmenin dikkat etmesi
gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Bunlar; Kavramları açıkça ifade etme:
öğretmenin kavramları açıkça belirtmesi, belirsizlik ifade eden "belki,
olabilir, muhtemelen, genellikle" gibi terimleri sunumlarında kullanmaması ve
öğrencinin sorularım öğrencinin anlayabileceği biçimde cevaplaması
gerekmektedir. Bu durumlar sağlandığında öğrencinin uzun süreli belleğine
kodlayacağı kavramlar daha belirgin hale getirilmiş ve öğrencinin kalıcı
öğrenmeler gerçekleştirmesi sağlanmış olur. Karşılıklı iletişim sağlama:
öğretmenin her dersinin bir konuşu vardır, öğretmenin bu konuyu uygun kanallar
kullanarak öğrencinin en iyi anlayabileceği şekilde sunması gerekmektedir. Diğer
bir ifadeyle öğretmen ile öğrenci arasında anlamların ortak olması
sağlanmalıdır. Burada en büyük görev öğretmene düşmektedir, öğretmen öğrenciye
sunacağı içeriği uygun kanallar kullanarak sunmalıdır. Bu kanallaröğretmenin
etkili kullanabildiği sesi olabileceği gibi pek çok öğretim aracı olabilir. Eğer
öğretmen bunu yapmaz ise öğrenciyle yeterli iletişim kurulamaz ve öğretim
sonunda öğrencide beklenilen davranış değişikliği gerçekleşemez veya istenmeyen
davranışlar ortaya çıkabilir.
Konular arası geçiş işaretlerinin iyi kullanılması: öğretimde bir fikri bitiren
ve diğer bir fikri başlatan bağlantı kurucular vardır. Geçiş işaretleri bir
konudan diğer bir konuya geçerken öğrencilerin yapılan kavramsal değişikliklerin
farkına varmalarım ve bilgileri belleklerine yerleştirirken karıştırmamalarını
sağlar. Geçiş işaretleri olarak şekiller, resimler gibi somut materyaller
yanında "vurgulanması gereken diğer bir nokta, bir başka konu, yeni konumuz,
konunun farklı bir boyutu" gibi sözel geçiş işaretleri de kullanılabilir.
Vurgulama: öğrencileri ders içindeki önemli bilgiler konusunda uyarmaktır.
Konunun önemli noktaların öğretmen tek basma vurgulayabileceği gibi, sınıfta
bazı öğrencilerin veya tüm sınıfın birlikte yaptıkları sözel tekrarlarla da
yapılabilir. Araştırmalarda her durumda yapılan tekrarların başarıyı arttırdığı
vurgulanmaktadır. Örneğin: bir konuyu anlatırken önemli noktaların söylenmesinde
ses değiştirilmesi, "herkes tekrar etsin, hep birlikte yüksek sesle tekrar
edelim, tekrar edeceğim nokta çok önemli, hücre zarının görevleri nelerdi?, kim
tekrar edebilir, biraz önce söylediğimiz gibi, Ayşe'nin de söylediği gibi,
kitapta da belirtildiği gibi" biçimindeki vurgularla konunun önemli noktalarına
öğrencinin dikkatin!yoğunlaştırması sağlanabilir.
4. Yeterli İçerik Bilgisi ve İfade Düzgünlüğü:
Öğretmenlerin anlatacağı konuya hakim olmaları ve öğrencilerin anlayabileceği
açık bir dilde sunum yapmaları gereklidir. Öğretmen anlatacağı konuyu iyi
bilmediğinde veya öğrencilerin anlayabileceği biçimde uygun dil kullanarak
sunmadığında derste çok fazla zaman kaybedecektir. Çünkü öğrenci anlayamadığı
noktaları öğretmene sorduğunda öğretmen gerektiğinde konuyu tekrar etmek zorunda
kalacak ve başka bir konu için kullanması gereken ders süresini aynı konuyu iki
defa anlatmak için kullanmış olacaktır. Diğer taraftan konuya hakim olan ve
öğrencilerin anlayabileceği biçimde ders sunumu yapan öğretmenlerin,
sınıflarında öğrencilerin öğrenme problemleri düşük seviyede olacağından, bu
öğretmenlerin kendilerine olan güvenleri ve öğretim yönetimindeki başarıları
yüksek olacaktır. Öğretmenin tüm davranışları öğrenci tarafından çok dikkatli
izlendiği için öğretmenin davranışlarım titizlikle ve amaçlı olarak seçmesi
gerekmektedir.
5. Dikkat Çekme: Dikkat çekme öğretmenin
bilgi süreçlerine başvurmak ve ders boyunca dersi çekici hale getirmek veya
dikkati sürdürmekte kullandığı işlemlerdir. Öğrencilerin derse olan ilgi ve
dikkatleri öğrencilerin öğrenme stillerine, zeka türlerine, cinsiyetlerine vb.
uygun öğrenme aktiviteleri yoluyla çekilir. Dikkat çekme üç biçimde
gerçekleştirilebilir:
Tanıtıcı dikkat çekme (davet edici dikkat çekme): Dersin basında
öğrencinin dikkatin! çekmekte yapılması gereken işlemlerdir. Bu dikkat çekiciler
genellikle dersin basında öğrencinin motive edilmesini ve dersin hedefleri
konusunda bilgilendirilmesini sağlamak amacıyla kullanılır, örneğin; "evet
dersimize başlıyoruz, dersle ilgili olmayan tüm materyaller masalardan
kaldırılsın" gibi ifadelerin kullanılması, "güncel konulardan ilginç bir soru
sorma, konuyla ilgili ilginç bir fıkra-hikaye-olay anlatma,daha önceki konunun
devamı niteliğindeki konularda daha önceki konuyla ilgili kısa bilgiler verme"
gibi tanıtıcı dikkat çekme yöntemleri kullanılabilir.
Duyusal
dikkat çekme: Dikkat
çekmek için bireyin beş duyusuna yönelik olarak çeşitli uyarıcıların
kullanılmasıdır. Bu uyarıcılar somut materyaller, resimler, modeller, tepegözde
gösterilen materyaller, tahtaya yazılan bilgiler, şekiller vb şeklinde
sıralanabilir. Akademik dikkat çekme: Basit olarak konunun önemli noktaları
üzerinde durulması demektir. Nitelikli öğretmen konuyla ilgili olmayan hususlar
üzerinde çok zaman harcamayan öğretmendir. Bu nedenle akademik dikkat çekme
konusu öğretmenin doğrudan doğruya konusuyla ilgili bilgileri vermesidir. Burada
vurgulanan nokta "ek bilgi verilmesin" anlamında değildir. Tam tersine dersin
anlaşılabilir nitelikte yeterince açık olması, öğrenmenin azalmasını önleyici
yönde olması ve öğrencinin dikkatini dağıtan erneklere /konulara /ayrıntılara
yer verilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır.
6. Geribildirim: Geribildirim bireyin
gelecekteki performansım arttırmakta kullanabileceği o andaki davranışı hakkında
bilgi vermektir. Geribildirimin öğrenmede çok önemli bir yeri vardır (Brophy ve
Good, 1986). Konu, sınıf düzeyi, görevi her ne otursa olsun bireyler
performansları hakkında bilgi sahibi olmak isterler. Çünkü bireyin istenilen
davranışı göstermesinde ve yanlış olan davranışım değiştirmesinde yapmış olduğu
davranışı hakkında bilgi sahibi olması olumlu etkiler sağlamaktadır. Bireyin
anlamlı öğrenmesi, bilgilerini kontrol etmesi ve motivasyonunun artması
açısından etkili geribildirimin özellikleri şunlardır:
• Anında sağlanır.
• Özeldir.
• Bilgi verir.
• Performansa bağlıdır
• Pozitif duygusal etkisi vardır.
Öğretmenin öğrencilerine verdiği geribildirimler yazılı ve sözlü olarak ikiye
ayrılmaktadır. Yazılı geribildirimler; öğrenci çalışmalarında, dönem
çalışmalarında değerlendirme sorularında, sınavlarda vb önemlidir. Ancak her
zaman her öğrenciye tek tek yazılı geribildirim vermek öğretmen için zor bir
durumdur. Sözlü geribildirimler; soru-cevap durumunda doğru cevap verildiğinde
"tamam, aferin, çok güzel" gibi ifadelerin kullanılmasıdır. Sözel geribildirimin
duygusal boyutu çok önemlidir. Çünkü olumlu geribildirim öğrencinin güven
hissetmesin! sağlayacaktır.
7. Kontrol Altına Alma: Kontrol altına
alma kavramı; öğrenme sürecinde öğrencinin sözel ve sözel olmayan davranışlarım
dikkatle izleme durumunu ifade etmektedir. Kontrol altına alma öğretme-öğrenme
etkinlikleri sırasında yapılmalı ve özellikle elde edilen veriler öğrencilerin
oturarak yaptıkları işlerde karışıklıkların önlenmesinde kullanılmalıdır. Fakat
kontrol altına alma oturarak yapılan çalışmaların ötesinde, bir de öğrenme
etkinlikleri sırasında öğrenci tepkilerinin farkında olmayı içerir. Bu durum
öğrencilere uygun geribildirim vermeye yardımcı olacaktır. Kontrol altına almada
temel amaç sağlanacak geribildirim için veriler toplamaktır. Duyarlı bir
öğretmen dikkatsiz öğrencileri görür ve onların derse dönmelerin! sağlamak
yönünde öğrencinin sözel olmayan davranışlarından problemi tahmin eder ve
öğrencilerin problemlerini çözmelerinde yardımcı olur. öğretmenin öğrenci
davranışlarının farkında olmaması, öğretmenin sahip olduğu diğer temel
becerilerin pozitif etkilerin! büyük ölçüde azaltır.
Bu nedenle
öğretmen etkili öğretim yönetimi için öğrencisini sürekli olarak kontrol altında
tutmalı ve öğrencinin en iyi öğrenebilmesi yönünde ona yol göstermelidir,
öğretmenlerde etkili kontrol altına alma becerisi deneyimle artmaktadır.
Deneyimsiz öğretmenler sınıfta aynı anda olan pek çok davranışı kontrol etmekte
güçlük çekebilirler. Bu nedenle deneyimsiz öğretmenler olumlu tutum içerisinde
panik yapmadan öğrenci davranışlarım dikkatle incelemelidirler.
8. Tekrar Gözden Geçirme ve Özetleme:
Tekrar ve gözden geçirme önceki çalışmayı özetleme ve öğrencinin öğrenmekte
olduğu/öğreneceği konu arasında bir bağlantı hazırlamaktır. Dersin basında ve
sonunda yapılabileceği gibi, dersin herhangi bir etkinliğinden sonra veya önemli
noktaların tekrarı amacıyla yapılabilir. Gözden geçirme öğrenmeyi destekler.
Gözden geçirmenin etkililiği kısa ve öz biçimde konunun tüm önemli noktalarının,
normal öğretim sürecinden daha kısa bir sürede verilmesiyle sağlanabilir. Tekrar
gözden geçirme süreci bilgilerin uzun süreli belleğe kodlanmasında ve
öğrencilerin bilgileri anlamlı organize etmelerinde etkilidir. Çünkü öğrenci
kısa zaman içinde konunun ana hatlarını değerlendirme fırsatı bulabilmektedir.
Özetleme ise genellikle ders sonunda yapılan tekrar gözden geçirmenin bir
formudur. Konunun tümü özetlenir, yapılandırılır ve tamamlanır. Öğretmenler
"buraya kadar yaptıklarımızı özetleyecek olursak" gibi ifadelerle dersin belirli
zamanlarında da özetler yapabilirler. Basit olarak bir ilkeyi, genellemeyi ve
bir kuralı belirlemek için sözel ve yazılı özetler çıkartabilirler. Yeni konu
ile eski konu arasındaki ilişkiyi belirlemek, konu içindeki önem// noktaları
vurgulamak ve ders sonunda yapılan özet olmak üzere üç farklı romanda genel
özetler yapılabilir. Özetler basitten karmaşığa doğru açık ve net ifadelerle
öğrencinin kafasında soru işaretleri oluşturmayacak şekilde yapılmalıdır.
9. Soru Sorma: Soru sorma etkili öğretim
yönetiminde öğretmende bulunması gereken çok önemli bir yetenektir. Etkili soru
sorma yeteneğine sahip bir öğretmen, öğrenci düşüncelerini etkilemekte,
öğrencilerin sınıf içi ilişki kurmalarına yardımcı olmakta, temel becerileri
etkilemekte, başarıyı desteklemekte, utangaç ve sıkılgan öğrencilerin derse
katılımlarım sağlamakta ve dikkati dağılmış öğrencilerin dikkatin! toplamakta
başarılıdır. Ayrıca soru sorma yeteneği diğer öğretim becerilerinin/
yeteneklerinin ortaya çıkmasında da etkilidir. Soru sorma becerisi zordur, çünkü
bu süreç pek çok faktörün katıldığı bir süreçtir. Bu süreçte başarılı olmak;
Dersin amaçlarını hatırlamayı,
Öğretmenin kendisiyle olan iletişimin! izlemeyi,
Öğrencilerin sözel ve sözel olmayan cevaplarım değerlendirmeyi,
Öğrenci davranışlarım yönetmeyi
sorunun sıklığına, dağılımına, cevabın yönlendirilmesinde hatırlatıcıların
kullanılmasına ve cevaplama için gerekli zaman tanınmasına bağlıdır. Soru
sıklığı kavramı; öğretmenin sorduğu soruların sayışım ifade etmektedir.
Araştırmalar etkili öğretmenlerin çok sayıda soru sorduğunu belirtmektedir. Çok
soru sorulması öğrencinin derse katılımım ve başarısın! artırmaktadır,
öğrencinin sorularla derse aktif katılımı ayrıntıya girmesinde, tekrar
yapmasında ve tekrar gözden geçirmesinde etkilidir. Soru sorma bu süreçleri
destekler. Soru öğrencinin izlenmesinde, duygusal ve akademik olarak belli bir
noktaya odaklanmasında önemlidir. Diğer taraftan eğer öğretmenin sık sık sorduğu
sorular aynı konuyla ilgiliyse, sorular birbiri içinde ardışık bütünlük
göstermelidir. Sıklıkla soru sorma yalnız basma yeterli değildir. Genellikte
gözlemler öğretmenlerin dersi sınıfta başarılı/yüksek not alan birkaç öğrenciyle
sürdürdüklerini göstermektedir. Ancak tüm sorulara aynı öğrenciler cevap
verdiklerinde diğer öğrenciler pasif kaldıktan için derse katılımları azalır,
sözel iletişim becerileri gelişemez ve öğrenme başarısızlıkta sonuçlanır. Ayrıca
öğretmen bir grup öğrenciyle derse devam ederken, diğer Öğrencilerin derse olan
motivasyonları, ilgi ve istekleri düşeceğinden dikkatlerini toparlamakta göçtük
çekebilirler ve sınıf içi düzeni bozan istenmeyen davranışlar gösterebilirler.
Bu durumda
öğretmen bir süre sonra soru sormayı bırakarak dikkati dağılmış olan -sınıfta
sınıf içi düzeni sağlamaya yönelik olarak "Susar mısınız?, dersi dinler
misiniz?, aranızda konuşmayın," gibi ifadeler yanında, "Bu soruları sınavda
soracağım iyi dinleyin" gibi daha sert ifadeler kullanmaya başlayabilir.
Tarafsız dağılım, sınıftaki tüm öğrencilerin mümkün olduğu kadar eşit olarak
soru sorma-cevaplama sürecine katılmasın) vurgulamaktadır. Soruların tüm sınıfa
dağılımı için şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir:
Öğrenciyi belirlemeden sorunun sınıfa sorulması ve sınıfın bir koro halinde
cevabı vermesi önlenmelidir. Bu davranışlar genellikle yüksek başarılı ye
agresif öğrencilerin bulundukları sınıf ortamlarında olur. Bu nedenle öncelikle
sorunun kime sorulacağı belirtilmelidir.
Sorular akademik bilgi dışına çıkarsa öğrenci başarısı azalır ve öğretimin
yönetimi' zorlaşır. Genel olarak ifade etmek gerekirse; önce soru sorulmalı
sonra öğrenci seçilmelidir.'Soru sorulduktan sonra tüm öğrenciler kendilerine
soru sorulacağım düşünerek daha dikkatli olurlar. Dersin amaçlarından
uzaklaşılmadığı ve öğrencilere isimleriyle hitap edildiği cevaplama hakkı
verildiğinde sınıfta verimli bir soru-cevap ortamı kurulacaktır. Öğretmenlerin
en büyük sıkıntılarından biri "öğrenci soruyu bilemez ise ne yapacağım."
sorusudur. Hatırlatıcılar etkili öğretim sürecinin garanti altına alınması için
ihtiyaç duyulan çok önemli bir araçtır. Hatırlatıcı öğretmenin herhangi bir
soruşu olabilir veya öğrencinin verdiği eksik cevap içindeki eksiklikleri
azaltmak için verilen yönlendirmeler olabilir. Hatırlatıcılar öğrenci başarısını
arttırmak ve güvence altına almakta, motivasyonu arttırmakta oldukça etkilidir.
Eğer yanlış verdiği cevaplar karşısında öğrenciye hatırlatıcılar verilmezse, o
öğrenci başka zaman soru cevaplamamaya yönetebilir. Cevabın yönlendirilmesiyle
içeriğin yeniden hatırlatılması sağlanır. Öğrenci yanlış cevap verse de
hatırlatıcılara yönlendirilerek konuya olan motivasyonu yüksek tutulur ve
doğruyu öğrenmesi sağlanır.
Öğrencinin cevabından hem önce hem de Sonra sessizliğin olduğu kısa süreyi
bekleme zamanı kavramı; ifade etmektedir. Bekleme zamanının pek çok sınıfta 1
saniyeden daha az olduğu bilinmektedir. Ancak bekleme zamanı 3 saniye ve fazlası
olduğunda öğrenci performansı artmaktadır. Ayrıca soru seviyesi arttıkça bekleme
zamanı artmalıdır.
Bekleme zamanının uzun/yeterli olması dersleri sorunsuz ve çok daha ilgi çekici
hale getirebilir, öğretmenler bekleme zamanı ve soru seviyelerin! eşleştirerek
öğrenci sorumluluğunu arttırırlar, tarafsız dağılımı geliştirirler ve
azınlıktaki öğrencilerin katılımını sağlarlar. Bekleme süresinin uygun kullanımı
öğrenci cevaplarının uzunluğunu, çeşitliliğini ve niteliğini etkiler. Öğrenciler
düşüncelerim bütünleştirerek daha anlamlı cevaplar oluşturabilirler. Böylece
Öğrencilerin kendilerine olan güvenleri gelişir. Başarısız cevaplar azaldığı
için de derse gönüllü katılım artar (Tobift, '1987; Göod ve BR&phy, 200Q).
10. Soru Düzeyi: "Acaba öğrencinin
zorlanacağı yüksek seviyede zihinsel süreçleri içeren sorular mı sormalıyız,
yoksa öğrencinin kolayca verebileceği düzeyinde sorular mı sormalıyız?" bu iki
soru eğitimcilerin üzerinde tartışmaları önemli sorulardandır. Ancak önemli olan
öğrencinin soruyu kolay cevaplayıp cevaplamamasının ötesinde; soruların hedef
davranışların düzeyine uygun olmasıdır. Soru düzeyi belirlenmiş olan amaçlarla
ilgili olmalıdır. Etkili öğretim açısından hangi bilişsel düzeyde olursa olsun
sorunun cevabı ne öğrencinin çok kolayca bileceği kadar basit ne de hiç
bilemeyeceği kadar zor olmalıdır. öğrencinin bilemeyeceği kadar zor soru sormak;
öğrencinin derse katılımım, başarısını, kendine olan güvenin! olumsuz yönde
etkiler, öğrenciyi çalışmaya ve düşünmeye sevk etmesi açısından yüksek düzeyde
soruların etkili olduğu bilinmektedir. (Dfliön, 1981).
11. Öğretim Yaklaşımlarının Seçimi; Hedef
davranışların düzeyi değiştikçe öğretim etkinliklerinin de değişmesi gereklidir,
örneğin; öğretmenin bilgi düzeyinde belirlenmiş olan amaçların gerçekleşmesine
yönelik olarak öğretim yaklaşımları ile uygulama düzeyinde belirtilmiş olan
amaçların gerçekleşmesine yönelik olarak kullandığı öğretim yaklaşımlarının
farklı olması gerekmektedir. Kuşkusuz her öğretim durumunda başarı île
uygulanabilecek tek bir öğretim yaklaşımından söz edilemez, öğretmenin her amaç
için aynı öğretim yaklaşımım kullanarak öğretim yapması beklenmemelidir. Bunu
yapmak amaçların gerçekleşmesi yerine öğrenmenin yetersiz olmasına neden olur.
içeriğin seçimi, organizasyonu, ardışıklığı, içeriğin sunumu, detayların sunumu,
etkinlikler, ödevler, değerlendirme yöntemlerinin belirlenmesinde de öğretmenin
mutlaka amaçlar ile öğretim yaklaşımları arasında ilişki kurması gereklidir. Bu
nedenle öğretmenlerin öğretim etkinliklerinde mümkün olduğu kadar amaçlara uygun
farklı öğretim yaklaşımlarından yararlanmaları gereklidir (Good ve Brophy,
2000). Genel olarak farklı öğretim yaklaşımlarının kullanılmasını gerektiren
nedenler şunlardır:
• Programda belirtilen amaçların farklılığı,
• öğrencilerin öğrenme sürecindeki tercihlerinin birbirlerinden farklı olması,
• Her öğretim yaklaşımının her öğrencinin ilgisin! eşit düzeyde çekmemesi,
• Tek bir öğretim yaklaşımının tüm konulara uygun olmaması. özellikle uygulamalı
derslerin mutlaka öğrencinin aktif katılımım sağlayan öğretim yaklaşımlarıyla
öğretilmesi gerekir.
Ancak önemli olan öğretim yaklaşımlarının ve zamanında kullanılarak, öğrencinin
belirlenmiş olan içerikle en iyi şekilde iletişim kurarak öğrenmesin!
sağlayabilmektir. Bu nedenle özellikle öğrenci merkezli öğretim yaklaşımları
kullanılmalıdır (Holligsworth ve Hoover, 1991:279-289). Diğer taraftan öğretimde
farklı öğretim yaklaşımlarından yararlanmak pek çok yarar sağlamaktadır. Bunları
şöyle sıralayabiliriz:
• Öğretim zamanı etkin kullanılır.
• Belirlenmiş olan amaçlara daha kısa zamanda ulaşılır.
• Sınıfta disiplin problemleri azalır.
• Tüm öğrencilerin amaçlara ulaşması sağlanır.
• Öğretim ilgi çekici hale getirilir.
• Öğrencilerin yeteneklerinin ortaya çıkması sağlanır.
| İlişkili diğer dökümanlar: |
|---|
|
| Powered By relatedArticle |




