Genel Menü
Aile
Okulöncesi dönemde Çocukların Bilgisayar Destekli Eğitimi
Bilgisayar kullanan çocuklarda bir aygıtı, bir mekanizmayı kullanma yetisi belirgin bir şekilde gelişmektedir. Bilgisayar aynı zamanda görme ve el becerilerini iyi bir şekilde koordine etmeyi, çocuğa oyun oynama, resim çizme,...
Çocuğunuz Anaokuluna gitmek istemezse
• Anaokuluna yeni giden bazı çocuklar annelerinden ayrılma...
Çocuğun İlk 6 Yılında Önemli 20 Oyuncak
Oyun ve bunu destekleyen oyuncaklar, çocuğunuzun; düşünme ...
Sağlık | hastalıklar - çocuk sağlığı - kbb - kadın hastalıkları
Domuz Gribi Nedir?
Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri ve bulaşma şekli
Domuz Gribinden Korunma Yolları
DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler
Domuz gribinden korunmanın doğal yolu: Sarımsak
YAHYA KEMAL BEYATLI (hayatı ve edebi kişiliği)
Günümüz şiirinin en güçlü sanatçılarından biri olan yahya Kemal, 1884 yılında Üsküp'te doğdu. 1958'de İstanbul'da öldü. Balkan hasretini ve Osmanlı İmparatorluğu'nun ihtişam devirlerini hiçbir zaman unutamadı. Gençlik
döneminde Paris'e giderek Siyasal Bilgiler Okulu'una girdi. Dokuz yıl sonra İstanbul'a döndü, Varşova, Madrid, Karasi elçiliklerinde bulundu. Tekirdağ ve İstanbul'dan milletvekili seçildi. Şiirlerini sağlığında bastırmadı. Eserleri
ölümünden sonra yayınlandı. Yahya Kemal Beyatlı'nın asıl adı Âgâh'tır. Şehsüvar
Paşa torunlarından olduğu için Beyatlı soyadını almıştır. 1903 yılında Paris'e gitmiş olan Yahya Kemal, böylelikle kendisinden önce Türk şiirine damgasını vurmuş olan Abdülhak Hamit ve Tevfik Fikret'in etkisi altında kalmaktan
kurtulmuştur. Ancak, gittiği Siyasal Bilgiler Okulu'nda Avrupa Tarihi öğreten Albert Sorel'in Osmanlılardan hemen hiç sözetmemesi, ondaki millî gururu zedelemiştir. Bu hızla, kendi tarihinin yükseliş devrine eğilen Yahya Kemal, sonunda İstanbul şairi olmuştur.
Yahya Kemal, 1912'den sonra, ilk şiirlerini Bulunmuş Sayfalar başlığı altında yayınlamış, ama bunu pek seyrek yapmıştır. 1912'de Paris'te yazdığı Açık Deniz şiirinin yayın tarihi 1925'tir. Böyle davranmasının nedeni, görüştüğü Fransız
şairlerinden edindiği titizlik ve alışkanlıktır. Şiirde kelimelerin ses yapısında ve aruz ahengine önem verdiği için mısralarını sürekli olarak değiştirmiştir.. Ancak ömrünün son on beş yılı içinde sık sık şiir yayınlamaya başlayabilmiştir. İyi bir kültürle yetişen Yahya Kemal, Paris'ten İstanbul'a dönünce 1915'ten 1923'e kadar Üniversite'ye intisap etmiş "Batı Edebiyatı
Tarihi" ve "Medeniyet Tarihi" dersleri okutmuştur. Bu arada, 1922'de Lozan Sulh
Heyeti'nde müşavir sıfatıyla bulunan büyük şair, 1923'te, İkinci Büyük Millet
Meclisi'ne Urfa milletvekili seçilmiş, 1926'da Varşova, 1929'da Madrit Büyükelçimiz olmuştur. Daha sonra, tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne milletvekili olarak giren Yahya Kemal Beyatlı, yedinci seçim devresine kadar milletvekilliğinde kalmıştır. Beyatlı, bir süre Üniversite'de Garp Edebiyatı da okutmuştur. Ancak, bu tarzdaki eğitime hazırlıklı olmadığı için bunu sürdürememiştir. Daha ziyade Sokrates tarzında canlı sohbetleriyle bilgilerini
ve duygularını başkalarına aktarmıştır. Onun meşhur Emirgân sohbetleri, yıllarca sürmüştür. Şiirden başka maka1e ve sohbet tarzında nesir yazıları da olmakla beraber sanatçının asıl kişiliği şiirden gelir. Eserleri, bu bakımdan üç grup
teşkil eder: Eski şiirin rüzgarıyla meydana getirdiği gazel ve benzeri şiirler, gerçek İstanbul şiirleri, bir de ölüm ve sonrası gibi metafizik ya da felsefi temaları işlediği yalın şiirler.Tarih zevki bilhassa İstanbul şiirlerinde
kendini göstermiş ve tarih bilgisi İstanbul'un fethi üzerinde derinleşmiştir. Yahya Kemal Beyatlı kendine inanmış bir sanatçıydı. Kendisinin dışındaki sanatçıları kolay kolay beğenmezdi. Çevresinde hayranlarının bulunmasından mutlu
olurdu. Kendi şiirlerini belirli bir melodiye göre, o şiir o âhengi kaldırsın kaldırmasın, okumaktan zevk alırdı. Karakteri itibariyle neşeli, o derecede de kuruntulu, vehimli bir insandı. Ailesiyle ilgisini tamamen kesmişti.
Kişiliğinden başka dayanağı yoktu. Onun, Atatürk'ün sofrasında söylediği bir söz, çok şöhret kazanmıştır.
Atatürk;
- Yahya Kemal Bey, Ankara'nın en çok neresini beğendiniz?
diye sormuştu. Yeni milletvekili de hemen cevap vermişti:
- İstanbul'a dönüşünü, Paşam...
Melek Celal Sofu'nun (ressam) bir hâtırasına göre, gençlik döneminde aşık olduğu
Celile Hanımla evlenemeyişi Yahya Kemal'i ömrü boyunca bir yuva kurmaktan yoksun
bırakmış, hiç bir kadın ona bu aşkı unutturamamıştır. Erenköyü'nde Bahar ve
Geçmiş Yaz gibi bir çok şiir bu sevginin neticesidir.
Bununla beraber şairi, çok sıkıntıya düştüğü yıllarda Kavaklıdere Şarap
Fabrikası'na iki mısralık bir reklam şiri yazdığını da görüyoruz
Biz veda etmek üzereyiz kedere
Getir ahbap bir Kavaklıdere
Yahya Kemal'de, alelâde bir sözü şiir haline getirme gücü vardı. Süleyman
Nazif'in İbnü'l-Emin Mahmud Kemal hakkında söylediği:
Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine
mısraını hemen bir mısra ilavesiyle gerçekten şiir haline getirmişti.
Hezâr gıbta o devr-i kadîm efendisine
Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine
Kırk yılı aşan edebî hayatının ürünü, belki küçüklü büyüklü
kırk parça eseri aşmaz. Ama hepsi de seçkin ve hepsi de birbirinden güzeldir.
---
Eylül Sonu / Yahya
Kemal Beyatlı
Günler kisaldi. Kanlica'nin ihtiyarlari
Bir bir hatirlamakta geçen sonbaharlari.
Yalniz bu semti sevmek için ömrümüz kisa...
Yazlar yavaşça bitmese, günler kisalmasa...
Içtik bu nadir içki'yi yillarca kanmadik...
Bor böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazik!
Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
Lakin vatandan ayrilişin istirabi zor.
Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile,
Bitmez bir özleyiştir, ölümden biter bile.